Gönderen Konu: Nazım Hikmet Ran  (Okunma sayısı 463 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı peri

  • Moderator
  • Biz Bir Aileyiz
  • *****
  • İleti: 25.407
  • Cinsiyet: Bayan
  • BİZ BİR AİLEYİZ
Nazım Hikmet Ran
« : Nisan 11, 2008, 01:07:46 »
(1902-1963)
Aristokrat bir aileden gelen ve Selanik'te 15 Ocak 1902'de doğan Nazım Hikmet, Galatasaray Sultaniyesi'ni bitirdikten sonra Heybeliada Bahriye Mektebi'ne gitti. Güverte subayı olarak Bahriye'de çalışmaya başladı ancak ciğerlerindeki hastalık nedeniyle sağlık kurulu kararıyla subaylıktan ayrıldı. 1921'de Ulusal Kurtuluş Savaşı'na katılmak amacıyla gizlice Anadalo'ya gitti.

Ankara'ya gelince Bolu'da öğretmenliğe atandı. Aynı yılın Ağustos ayında arkadaşı Vâlâ Nurettin'le birlikte Bolu'dan Trabzon'a oradan da Batum üzerinden Moskova'ya geçti. Orada Doğu Emekçileri Üniversitesi'ni bitirdi ve 1924'de yurda döndü. Aydınlık dergisinde çalışmaya başladı. Şeyh Sait İsyanı'ndan sonra Aynı dergide çıkan bir bildiri nedeniyle hakkında gıyabi tutuklama kararı çıkarılınca 1925'te tekrar Rusya'ya gitti.

METLA başta olmak üzere pek çok tiyatroda yönetmenlik yaptı. 1928'de yurda döndü ve döner dönmez tutuklanarak üç ay üç günlük mahkumiyetini tamamladı. 'Resim Ay' dergisinin yayın kurulunda yer aldı ancak politik çalışmaları nedeniyle 1933'de bir kez daha tutuklanarak Bursa Cezaevini kondu. Orhan Selim adıyla Akşam, Posta ve Tan gazetelerinde fıkra yazarlığı yaptı, romanlarını tefrika ettirdi. Aynı yıllarda senaryolar yazarak, film ve dublaj yönetmenliği yaptı.

1938'de askeri, üstlerine karşı isyana teşvik suçundan 28 yıla mahkum edildi. 12 yıl boyunca İstanbul, Çankırı, Ankara ve Bursa cezaevlerinde yattı. Dünya çapında destek bulan açlık grevinden sonra serbest bırakıldı.

Sağlık sorunlarının gözönünde tutulmayıp daha önce çürüğe çıkarıldığı rapor da kabul edilmeyince bir kez daha askere çağrıldı. Bu çağrı Nazım'ın üçüncü kez yurtdışına çıkmasının da gerekçesi oldu. Ülkeyi terk ettikten kısa bir süre sonra da eksik bir Bakanlar Kurulu kararıyla 1951 yılında vatandaşlıktan çıkarıldı.

Sovyetler Birliği'ne yerleşen ve 1965 yılına kadar kitapları Türkiye'de yasak yayınlar arasında yer alan Nazım Hikmet, Dünya Barış Komitesi'nin üyesi olup 1950 Dünya Barış Ödülü'nü kazanmış bir yazarımızdır.

Getirdiği yenilikler nedeniyle sadece Türk değil dünya edebiyatının seçkin isimlerinden biri olan Nazım Hikmet, toplumcu gerçekçi şiir akımınını da en büyük şairlerinden biridir.

Geleneksel divan şiiri ile halk şiiri özelliklerini birleştirerek, özgür koşuğun yaratıcısı ve yeni Türk şiirinin kurucuları arasına yerleşen Nazım Hikmet, edebiyatımıza ilk kez dünyanın sanatsal olarak özümlenişine diyalektik maddeci dünya görüşünü ve yöntemini getirmiştir.

Dünyayı dönüştürme çabası içinde sanatçıya büyük görevler düştüğünü düşünen Nazım Hikmet, sanatın ve sanatçının yeninin yaratılmasında yaşamı örgütleyen bir kişilikler taşıdığına inanıyordu. Bu nedenle de sanatçının ilerici ve aydın olması gerektiği kadar etkin, eylemci ve mücadelenin güçlüklerini göğüsleyebilecek yürekliliğe sahip insanlar olması gerektiğini savundu.

Düşündüğü gibi yaşayan ozan, bedeli ne olursa olsun halkların sınıfsal çıkarlarını savunmuş; halkın sevinçlerini, acılarını ve özlemlerini dile getirerek sömürüye, eşitsizliğe karşı özgürlük, adalet ve kardeşlik gibi değerleri yüceltmiştir. Faşizme, emperyalizme ve savaşa karşı demokrasi, bağımsızlık ve özgürlük düşüncelerini evrensel bir anlatımla dile getirmiştir.

Çok küçük yaşta şiir yazmaya başlayan Nazım Hikmet, halk şiirinin geleneksel ölçüsü heceyi kullanarak yazdığı şiirlerinin bir bölümünü yayınlamamıştır. Ancak vatan sevgisini, aşkı, ayrılığı, özlemi, memleketin içine düştüğü durumu anlatan bu şiirler şairin ölümünden sonra kitaplaştırıldı. Yayınlanan ilk şiirlerinde yenilikçi Edebiyat-ı Cedide yöneliminin ve Tevfik Fikret'in etkisi görülen Nazım Hikmet, giderek duygusallıktan uzaklaşmıştır.

İlk şiirlerini Mehmet Nazım adıyla Yeni Mecmua'da yayınlayan şair, daha sonra dergilere yazdığı şiirleriyle özgün bir şiirin temellerini atmıştır. Yayınlandığı yıllarda olduğu kadar günümüzde de önemini koruyan '835 Satır'da şiirlerin hepsi özgür koşutla ve yeni bir anlayışla yazılmış olup, toplumsal devrimin genel temaları, coşkun bir duyarlılıkla ve şiirimizde o zamana kadar görülmemiş dize düzeni ve anlatım zenginliğiyle işlenmiştir.

Masal ve destanların özelliklerinden yararlanarak yazdığı Jokond ile Si-Ya-U'da ise fantastik, sembolik ögeler aracılığıyla emperyalizme karşı oluş düşüncesini anlatır ve dünyayı değiştirebilme inancını dile getirir. Şairin önemli eserleri arasında bulunan 'Varan 3'te şairin eylem tutkusunu ve toplumsal devrime olan umudu görebildiğimiz gibi '1x1=Bir'de ise emperyalizm ve faşizme karşı oluş düşüncesinin yanı sıra bağnazlığa ve sömürüye karşı bir tavır alış coşkulu biçimde verilir.

Nazım Hikmet'in Türkiye'deyken yayınladığı son kitabı Simavna Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı'nda 15. yüzyılda gerçekleşen bir köylü ayaklanmasını maddeci bir dünyagörüşüyle, destansı bir dille anlatır. Diğer kitaplarına göre daha yalın ve lirik bir dille yazılan bu kitapta yazarımız, destan gerçekliği içinde çarpıcı imgeler kullanarak ses ve söz uyumundaki ustalığını gözler önüne serer.

Nazım Hikmet'in en önemli ve kapsamlı yapıtlarından biri de destan-roman biçiminde kaleme aldığı Memleketimden İnsan Manzaraları'dır. Bu yapıtında II. Meşrutiyet yıllarından başlayarak İkinci Dünya Savaşına kadar olan süreyi ele alarak bir bakıma 20. yüzyılın ilk yarısının öyküsünü dile getirir. Memleketimden İnsan Manzaraları, türsel bakımda gerek Türk gerekse dünya şiirinde apayrı bir yeri vardır.

Nazım bu çalışmasında şiir, düzyazı ve senaryo tekniklerini içiçe kullanmış, insandan özellikle de Anadolu insanından yola çıkarak evrensele ulaşır. Şairliğinin yanı sıra oyun yazarlığında da usta bir kalem olan Nazım Hikmet, Türk tiyatrosuna ilk kez dünyaya bellirli bir bilimsel görüş açısından değerlendirmeyi getirmiş, toplumsal olayların zorunlu iktisadi ve sosyolojik yasalar uyarınca işleyişini, sınıfların varlığını ortaya koymuş ve toplumsal kurumları sınıfsal açıdan değerlendirmiştir.

Oyunlarında temel olarak dramatik anlatım tarzını benimseyen Nazım Hikmet, dışavurumcu ve simgeci ögelerin yanı sıra siyasi alegori ile masalsı bir anlatım da kullanmıştır.

Sanat ve edebiyat tarihine geçmişi eleştirel bir bakışla değerlendirmesi ve yaşadığı dönemde ortaya çıkan sanatsal etkinlikleri gelecek açısından nasıl sonuçlanacağını yorumlamasıyla Türkiye'deki bilimsel maddeci sanat anlayışının temellerini atan Nazım Hikmet, evrensel sanat ve edebiyat kültürünün hangi koşullar altında zenginleştiğinin açıklamasını yine aynı yöntemlerle gerçekleştirmiştir.

Yaşadığı dönemde olduğunu kadar kendinden sonra gelen yerli ve yabancı pek çok şair ve sanatçıyı etkileyen şairin yapıtları çeşitli dillere çevrilmiştir. Tüm dünyanın tanıdığı ve adından saygıyla söz ettiği Nazım Hikmet, ne yazık ki kendi ülkesinde aynı itabarı görememiş, yaşarken olduğu kadar öldüğünde de adı sakıncalılar listesinde yer almıştır.

Ürünlerinin hepsinde bu ülke topraklarının izlerini taşıyan Nazım Hikmet, hala bu ülkenin vatandaşı olarak anılmamaktadır.

Eserleri

Roman: Kan Konuşmaz (1965), Yeşil Elmalar (1965), Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim (1967), Orman Cücelerinin Sergüzeşti (1990), Yaşama Hakkı (1990)

Hikaye: Sevdalı Bulut (1968), Hikayeler (Toplu Basım 1991) 
Şiir Kitapları: Güneşi İçenlerin Türküsü (1928), 835 Satır ('Jokond ile Si Ya-U' 'Varan 3', 1+1= Bir', 'Sesini Kaybeden Şehir'le beraber 1929), Benerci Kendini Niçin Öldürdü? ('Gece Gelen Telgraf', 'Portreler', 'Taranta Babu'ya Mektuplar', Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedrettin Destanı', Şeyh Bedrettin Destanı'na Zeyl'le birlikte 1931), Kurtuluş Savaşı Destanı (1965), Saat 21-22 Şiirleri (1965), Şu 1941 Yılında (1965), Rubailer (1966), Dört Hapishaneden (1966), Yeni Şiirler (Memleketimden İnsan Manzaraları'yla beraber 1941), Yatar Bursa Kalesi'nde (1987), Kuvayi Milliye (1988), Son Şiirler (1989)

Oyun: Demokles'in Kılıcı (İstasyon, İnek, Tartüf 59'la beraber 1987), Kafatası ('Ocak Başında', 'Bir Ölü Evi', 'Unutulan Adam', 'Bu Bir Rüyadır'la birlikte 1989), Yusuf ile Menofis ('İnsanlık Ölmedi Ya', 'Allah Rahatlık Versin', 'Evler Yıkılınca', 'İvan İvonoviç Var mıydı Yok muydu?' ile birlikte 1987), Kadınların İsyanı ('Yalancı Tanık', 'Kör Padişah', 'Her Şeye Rağmen' ile birlikte 1987), Ferhat ile Şirin ('Yolcu', 'Sabahat', 'Enayi' ile birlikte 1989)

Deneme/İnceleme/Eleştiri: İt Ürür Kervan Yürür (1936), Milli Gurur (1936), Sovyet Demokrasisi (1936), Sanat, Edebiyat, Kültür, Dil (1991), Yazılar (6 cilt, 1924-1961 dönemi 1987)

Konuşma/Röportaj/Mektup: Kemal Tahir'e Mapusaneden Mektuplar (1968), Bursa Cezaevi'nden Vâ Nu'lara Mektuplar (1970), Nazım ile Piraye (1975), Oğlum, Canım Evladım, Memedim (1968)

Çeviri: La Fontaine'den Masallar (1989)

Çevrimdışı Syn(Tax)Error

  • Biz Bir Aileyiz
  • ****
  • İleti: 5.511
  • Cinsiyet: Bay
    • Hayat
Ynt: Nazım Hikmet Ran
« Yanıtla #1 : Nisan 11, 2008, 12:18:19 »
SAGOL PERCİM

Çevrimdışı EnTeR

  • Biz Bir Aileyiz
  • ****
  • İleti: 18.296
  • Cinsiyet: Bayan
  • .....freedom.....
Ynt: Nazım Hikmet Ran
« Yanıtla #2 : Nisan 11, 2008, 15:14:16 »
TAHİRLE ZÜHRE MESELESİ
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil
bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte
yani yürekte.

Mesela bir barikatta dövüşerek
mesela kuzey kutbunu keşfe giderken
mesela denerken damarlarından bir serumu
ölmek ayıp olur mu?

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

Seversin dünyayı dolu dizgin
ama o bunun farkında değildir
ayrılmak istemezsin dünyadan
ama o senden ayrılacak
yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanın da seni sevmesi şart mı?
Yani Tahir'i Zühre sevmeseydi artık
yahut hiç sevmeseydi
Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

Nazım Hikmet RAN

 
işte en sevdiğim eserii ;)
 
severim nazım hikmet i :)
"Gerçekçi Ol, İmkansızı İste..."

Çevrimdışı cancıon

  • Biz Bir Aileyiz
  • ****
  • İleti: 393
  • Cinsiyet: Bay
Ynt: Nazım Hikmet Ran
« Yanıtla #3 : Nisan 12, 2008, 23:22:21 »
Korkunç elllerinle bastırıp yaranı
                                      dudaklarını kanatarak
                                       dayanılmakta ağrıya.
Şimdi çıplak ve merhametsiz
                                        bir çığlık oldu ümid...
Ve zafer
         artık hiçbir şeyi affetmiyecek kadar 
                                                tırnakla sökülüp kopartılacaktır...
Günler ağır.
Günler ölüm haberleriyle geliyor.
Düşman haşin
                    zalim
                            ve kurnaz.
Ölüyor çarpışarak insanlarımız
-halbuki nasıl hakketmişlerdi yaşamayı-
ölüyor insanlarımız
                    -ne kadar çok-
sanki şarkılar ve bayraklarla
                                 bir bayram günü nümayişe çıktılar
                                                                 öyle genç
                                                                       ve fütursuz...
Günler ağır.
Günler ölüm haberleriyle geliyor.
En güzel dünyaları
                            yaktık ellerimizle
ve gözümüzde kaybettik ağlamayı:
bizi bir parça hazin ve dimdik bırakıp
                                      gözyaşlarımız gittiler
ve bundan dolayı
                     biz unuttuk bağışlamayı...
Varılacak yere
                kan içinde varılacaktır.
Ve zafer 
          artık hiçbir şeyi affetmiyecek kadar
                                               tırnakla sökülüp
                                                              koparılacaktır...


YAPMA BEE DAYI!......

Çevrimdışı peri

  • Moderator
  • Biz Bir Aileyiz
  • *****
  • İleti: 25.407
  • Cinsiyet: Bayan
  • BİZ BİR AİLEYİZ
Ynt: Nazım Hikmet Ran
« Yanıtla #4 : Nisan 16, 2008, 17:12:34 »
her şiirinde ayrı bi tat var..hepside tekrar tekrar okunduklarında ayrı keyif veriyo :)

Çevrimdışı yeLLiizz

  • Biz Bir Aileyiz
  • ****
  • İleti: 8.578
  • Cinsiyet: Bayan
Ynt: Nazım Hikmet Ran
« Yanıtla #5 : Nisan 19, 2008, 23:24:31 »
KIZÇOCUĞU

Kapıları çalan benim
kapıları birer birer.
Gözünüze görünemem
göze görünmez ölüler.

Hiroşima'da öleli
oluyor bir on yıl kadar.
Yedi yaşında bir kızım,
büyümez ölü çocuklar.

Saçlarım tutuştu önce,
gözlerim yandı kavruldu.
Bir avuç kül oluverdim,
külüm havaya savruldu.

Benim sizden kendim için
hiçbir şey istediğim yok.
Şeker bile yiyemez ki
kâat gibi yanan çocuk.

Çalıyorum kapınızı,
teyze, amca, bir imza ver.
Çocuklar öldürülmesin
şeker de yiyebilsinler.

                                                            [1956]
Kanatsız her melek şansı ay da arar..

Çevrimdışı cancıon

  • Biz Bir Aileyiz
  • ****
  • İleti: 393
  • Cinsiyet: Bay
Ynt: Nazım Hikmet Ran
« Yanıtla #6 : Nisan 19, 2008, 23:25:59 »
 :)
YAPMA BEE DAYI!......

Çevrimdışı cancıon

  • Biz Bir Aileyiz
  • ****
  • İleti: 393
  • Cinsiyet: Bay
Ynt: Nazım Hikmet Ran
« Yanıtla #7 : Mayıs 06, 2008, 00:05:04 »
VATAN HAİNİ

"Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.
Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz dedi Hikmet.
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."
Bir Ankara gazetesinde çıktı bunlar, üç sütun üstüne,
kapkara haykıran puntolarla,
bir Ankara gazetesinde, fotoğrafı yanında Amiral Vilyamson'un
66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında, Amerikan amirali
Amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon lira.
"Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz dedi Hikmet.
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."

Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz,
               ben yurt hainiyim, ben vatan hainiyim.
Vatan çiftliklerinizse,
kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,
vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,
vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,
fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,
vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,
vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,
ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,
vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası,
           Amerikan donanması, topuysa,
vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,
ben vatan hainiyim.
Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla:
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.

                                         Nazım Hikmet Ran
YAPMA BEE DAYI!......

Çevrimdışı peri

  • Moderator
  • Biz Bir Aileyiz
  • *****
  • İleti: 25.407
  • Cinsiyet: Bayan
  • BİZ BİR AİLEYİZ
Ynt: Nazım Hikmet Ran
« Yanıtla #8 : Mayıs 07, 2008, 14:38:58 »
Aya gidilecek
daha da ötelere,
teleskopların bile görmediği yere.
Ama bizim dünyada ne zaman kimse aç
kalmayacak,
korkmayacak kimse kimseden,
emretmeyecek kimse kimseye,
yermeyecek kimse kimseyi,
umudunu çalmayacak kimse kimsenin?

İşte ben komünistim bu soruya karşılık
verdiğim için.
 

:)

Çevrimdışı Syn(Tax)Error

  • Biz Bir Aileyiz
  • ****
  • İleti: 5.511
  • Cinsiyet: Bay
    • Hayat
Ynt: Nazım Hikmet Ran
« Yanıtla #9 : Mayıs 08, 2008, 09:29:46 »
...
NAZIM HİKMET MEMLEKET
MEMLEKET NAZIM HİKMET
KAFİYE İÇİN YAZMADIK
HASRET SANA BU MEMLEKET
...

Çevrimdışı ÖzNuR

  • Biz Bir Aileyiz
  • ****
  • İleti: 23.653
  • Cinsiyet: Bayan
  • ben güzelden anlarım :) :)
Ynt: Nazım Hikmet Ran
« Yanıtla #10 : Mayıs 08, 2008, 10:31:12 »
her şiirinde ayrı bi tat var..hepside tekrar tekrar okunduklarında ayrı keyif veriyo :)


kesinlikle öyle...şiirle falan alakası pek olmayan biriyim ama bu adamın yazdıkları okunmayacak gibi değil
Deniz Gözlüm Benim Senin İçin Hazırım
Eğer Ölüm Gerekse Ölmeye Giderim
Yemin Olsun Seninim Çocuklar Gibi Şen'im
O Deniz Gözlerinde Hayat Bulur Bedenim...

Çevrimdışı peri

  • Moderator
  • Biz Bir Aileyiz
  • *****
  • İleti: 25.407
  • Cinsiyet: Bayan
  • BİZ BİR AİLEYİZ
Ynt: Nazım Hikmet Ran
« Yanıtla #11 : Mayıs 08, 2008, 10:39:32 »
...
NAZIM HİKMET MEMLEKET
MEMLEKET NAZIM HİKMET
KAFİYE İÇİN YAZMADIK
HASRET SANA BU MEMLEKET
...

http://www.vkforum.com/index.php/topic,14547.0.html


youtube açılınca izleriz artık :)

Çevrimdışı ÖzNuR

  • Biz Bir Aileyiz
  • ****
  • İleti: 23.653
  • Cinsiyet: Bayan
  • ben güzelden anlarım :) :)
Ynt: Nazım Hikmet Ran
« Yanıtla #12 : Mayıs 08, 2008, 10:41:50 »
geçen hafta beyaz show da edip akbayram vardı bu şarkıyı söledi
Deniz Gözlüm Benim Senin İçin Hazırım
Eğer Ölüm Gerekse Ölmeye Giderim
Yemin Olsun Seninim Çocuklar Gibi Şen'im
O Deniz Gözlerinde Hayat Bulur Bedenim...

Çevrimdışı peri

  • Moderator
  • Biz Bir Aileyiz
  • *****
  • İleti: 25.407
  • Cinsiyet: Bayan
  • BİZ BİR AİLEYİZ
Ynt: Nazım Hikmet Ran
« Yanıtla #13 : Mayıs 08, 2008, 10:43:53 »
eft..benim verdiğim linktede edip akbayram söylüyo...sen dinlemiştin öznurcum :)

şarkı aslında ilhan şeşene aitmiş :)

Çevrimdışı ÖzNuR

  • Biz Bir Aileyiz
  • ****
  • İleti: 23.653
  • Cinsiyet: Bayan
  • ben güzelden anlarım :) :)
Ynt: Nazım Hikmet Ran
« Yanıtla #14 : Mayıs 08, 2008, 10:44:06 »
evet canuum dinlemiştim.hepte dinlerim çok güzel çünkü
Deniz Gözlüm Benim Senin İçin Hazırım
Eğer Ölüm Gerekse Ölmeye Giderim
Yemin Olsun Seninim Çocuklar Gibi Şen'im
O Deniz Gözlerinde Hayat Bulur Bedenim...

Çevrimdışı peri

  • Moderator
  • Biz Bir Aileyiz
  • *****
  • İleti: 25.407
  • Cinsiyet: Bayan
  • BİZ BİR AİLEYİZ
Ynt: Nazım Hikmet Ran
« Yanıtla #15 : Mayıs 08, 2008, 10:44:38 »
mp3 ünü bulursan banada yolla :)

Çevrimdışı ÖzNuR

  • Biz Bir Aileyiz
  • ****
  • İleti: 23.653
  • Cinsiyet: Bayan
  • ben güzelden anlarım :) :)
Ynt: Nazım Hikmet Ran
« Yanıtla #16 : Mayıs 08, 2008, 10:49:27 »
sabahtan beri aradığım bikaç şarkı var içlerinde buda vardı :) ama çıkmadı henüz bi sonuç bulunca yollarım canım
Deniz Gözlüm Benim Senin İçin Hazırım
Eğer Ölüm Gerekse Ölmeye Giderim
Yemin Olsun Seninim Çocuklar Gibi Şen'im
O Deniz Gözlerinde Hayat Bulur Bedenim...

Çevrimdışı ÖzNuR

  • Biz Bir Aileyiz
  • ****
  • İleti: 23.653
  • Cinsiyet: Bayan
  • ben güzelden anlarım :) :)
Ynt: Nazım Hikmet Ran
« Yanıtla #17 : Mayıs 08, 2008, 10:53:10 »
perim buldum ama leman sam dan
Deniz Gözlüm Benim Senin İçin Hazırım
Eğer Ölüm Gerekse Ölmeye Giderim
Yemin Olsun Seninim Çocuklar Gibi Şen'im
O Deniz Gözlerinde Hayat Bulur Bedenim...

Çevrimdışı NoPasarAn!

  • Admin
  • Biz Bir Aileyiz
  • *****
  • İleti: 51.998
  • Cinsiyet: Bay
  • Çav Bella
    • vkforum.com
Ynt: Nazım Hikmet Ran
« Yanıtla #18 : Ağustos 15, 2008, 09:41:59 »
Tahir ile zühre süper :ok
Yoktur seni sevmek gibisi