Gönderen Konu: Hasan Hüseyin  (Okunma sayısı 124 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı cancıon

  • Biz Bir Aileyiz
  • ****
  • İleti: 393
  • Cinsiyet: Bay
Hasan Hüseyin
« : Nisan 18, 2008, 23:42:52 »
(1927-1984)
 
Demir yolu işçisinin oğlu olarak Gürün'de doğan Hasan Hüseyin'in soyadı Korkmazgil'dir. Çocukluk yıllarını yoksulluk içinde geçiren Hasan Hüseyin, Niğde ortaokulundan mezun olduktan sonra Adana Erkek Lisesi ve Gazi Eğitim Enstütüsü Edabiyat Bölümü'nü bitirdi. Öğretmenliğe başladı ancak düşünceleri nedeniyle 141. ve 142. maddelerden yargılanarak mesleğinden uzaklaştırıldı. İşsiz kaldığı dönemde arzuhalcilik, tabela ressamlığı ve hayvan yetiştiriciliği gibi çeşitli işlerde çalıştı. Ankara'ya yerleşerek önce Akis ardından da Karikatür, Taş, Akbaba ve Yön dergilerinde gülmece ve fıkra yazarlığı yaptı. Forum ve Toplum dergilerini yönetti.
 
 
Hasan Hüseyin şiir yazmaya lise sıralarında başladı, ilk şiiri 1959 yılında Dost dergisinde yayınlandı. Yelken, Ataç, Varlık dergilerinde yayınlanan şiirleriyle tanındı. 1963'te yayınlanan ilk şiir kitabı ''kavel'' ile Yeditepe Şiir Armağanı kazandı.
 
 
Şiirlerinde anlamı güçlendirmek amacıyla kullandığı sık sık yenilemelere başvurup; coşkulu, yergisel ve uzun dizeli şiirler yazan Hasan Hüseyin'in Nazım Hikmet'in etkisinde kalmış ve toplumcu bir dünya görüşü benimsemiştir. Yoksul halkı, işçileri, köylüleri şiirlerine konu olarak seçmiş ve dostluk, özgürlük, aşk, devrim, sömürü, savaş ve barış temalarını kullanmıştır. Tek bir kitabı oulşturacak kadar uzun olan Kızılırmak şiiriyle kendi özgün şiir anlayışını oluşturan şair, halk kültürünün öğelerine yaslanarak dünyayı değiştirmeyi amaçlayan, kavgacı ve destansı şiirler yazmıştır. Şiirlerinde lirik özellikler barındıran Hasan Hüseyin, insanı evrenselliğin boyutunda ele alarak, zaman zaman imgeler ve çağrışımlarla insanın sömürü düzenindeki konumunu, müziksel bir ritme ve sese ulaşma edimi içinde, şiirin eksenine koyar.
 
 
1984 yılında Ankara'da yaşamını yitiren Hasan Hüseyin Korkmazgil'in şiir kitaplarının yanında toplumsal yergi özellikleri taşıyan hikayeleri ve gezi yazılarını topladığı bir kitabı vardır.
 
 
 
ESERLERİ:
 
Şiir:
 
Koçero Vatan Şairi
Haziranda Ölmek Zor
Filiz Kıran Fıtınası
Acılara Tutunmak
Kızılırmak
Temmuz Bildirisi
Kızıl Kuğu
Ağlasın Ayşafağı
Oğlak
Acıyı Bal Eyledik
Kelepçemin Karasında Bir Ak Güvercin
Kavel
 
 
HİKAYELERİ:
 
Öhöööö
Made in Turkey
Bıyıklar Konuşuyor
Gezi Yazıları
Bağdat-Bursa Yollarında
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
YAPMA BEE DAYI!......

Çevrimdışı cancıon

  • Biz Bir Aileyiz
  • ****
  • İleti: 393
  • Cinsiyet: Bay
Ynt: Hasan Hüseyin
« Yanıtla #1 : Mayıs 04, 2008, 00:00:30 »
Haziranda Ölmek Zor

...orhan kemal'in güzel anısına...

işten çıktım
sokaktayım
elim yüzüm üstümbaşım gazete


sokakta tank paleti
sokakta düdük sesi
sokakta tomson
sokağa çıkmak yasak


sokaktayım
gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
yaralı bir şahin olmuş yüreğim
uy anam anam
haziranda ölmek zor!


havada tüy
havada kuş
havada kuş soluğu kokusu
hava leylâk
ve tomurcuk kokuyor
ne anlar acılardan/güzel haziran
ne anlar güzel bahar!
kopuk bir kol sokakta
çırpınıp durur


çalışmışım onbeş saat
tükenmişim onbeş saat
acıkmışım yorulmuşum uykusamışım
anama sövmüş patron
ter döktüğüm gazetede
sıkmışım dişlerimi
ıslıkla söylemişim umutlarımı
susarak söylemişim
sıcak bir ev özlemişim
sıcak bir yemek
ve sıcacık bir yatakta
unutturan öpücükler
çıkmışım bir kavgadan
vurmuşum sokaklara


sokakta tank paleti
sokakta düdük sesi
sarı sarı yapraklarla birlikte sanki
dallarda insan iskeletleri


asacaklar aydemir'i
asacaklar gürcan'ı
belki başkalarını
pis bir ota değmiş gibi sızlıyor genzim
dökülüyor etlerim
sarı yapraklar gibi


asmak neyi kurtarır
sarı sarı yaprakları kuru dallara?
yolunmuş yaprakları
kırılmış dallarıyla
ne anlatır bir ağaç
hani rüzgâr
hani kuş
hani nerde rüzgârlı kuş sesleri?

asılmak sorun değil
asılmamak da değil
kimin kimi astığı
kimin kimi neden niçin astığı
budur işte asıl sorun!


sevdim gelin morunu
sevdim şiir morunu
moru sevdim tomurcukta
moru sevdim memede
ve öptüğüm dudakta
ama sevmedim, hayır
iğrendim insanoğlunun
yağlı ipte sallanan morluğundan!

neden böyle acılıyım
neden böyle ağrılı
neden niçin bu sokaklar böyle boş
niçin neden bu evler böyle dolu?
sokaklarla solur evler
sokaklarla atar nabzı
kentlerin
sokaksız kent
kentsiz ülke
kahkahanın yanıbaşı gözyaşı


işten çıktım
elim yüzüm üstümbaşım gazete
karanlıkta akan bir su
gibi vurdum kendimi caddelere
hava leylâk
ve tomurcuk kokusu
havada köryoluna
havada suçsuz günahsız
gitme korkusu
ah desem
eriyecek demirleri bu korkuluğun
oh desem
tutuşacak soluğum

asmak neyi kurtarır
öldürmek neyi
yaşatmaktır önemlisi
güzel yaşatmak
abeceden geçirmek kıracın çekirgesini
ekmeksiz yuvasız hekimsiz bırakmamak


ah yavrum
ah güzelim
canım benim / sevdiceğim
bitanem
kısa sürdü bu yolculuk
n'eylersin ki sonu yok!
gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
uy anam anam
haziranda ölmek zor!

nerdeyim ben
nerdeyim ben
nerdeyim?
kimsiniz siz
kimsiniz siz
kimsiniz?
ne söyler bu radyolar
gazeteler ne yazar
kim ölmüş uzaklarda
göçen kim dünyamızdan?


asmak neyi kurtarır
öldürmek neyi?
yolunmuş yaprakları
ve kırılmış dallarıyla bir ağaç
söyler hangi güzelliği?

kökü burda
yüreğimde
yaprakları uzaklarda bir çınar
ıslık çala çala göçtü bir çınar
göçtü memet diye diye
şafak vakti bir çınar
silkeledi kuşlarını
güneşlerini:
«oğlum sana sesleniyorum işitiyor musun, memet,
memet! »

gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
üstümbaşım elim yüzüm gazete
vurmuşum sokaklara
vurmuşum karanlığa
uy anam anam
haziranda ölmek zor!


bu acılar
bu ağrılar
bu yürek
neyi kimden esirgiyor bu buz gibi sokaklar
bu ağaçlar niçin böyle yapraksız
bu geceler niçin böyle insansız
bu insanlar niçin böyle yarınsız
bu niçinler niçin böyle yanıtsız?

kim bu korku
kim bu umut
ne adına
kim için?


«uyarına gelirse
tepemde bir de çınar»
demişti on yıl önce
demek ki on yıl sonra
demek ki sabah sabah
demek ki «manda gönü»
demek ki «şile bezi»
demek ki «yeşil biber»
bir de memet'in yüzü
bir de güzel istanbul
bir de «saman sarısı»
bir de özlem kırmızısı
demek ki göçtü usta
kaldı yürek sızısı
geride kalanlara


nerdeyim ben
nerdeyim?
kimsiniz siz
kimsiniz?


yıllar var ki ter içinde
taşıdım ben bu yükü
bıraktım acının alkışlarına
3 haziran '63'ü

bir kırmızı gül dalı
şimdi uzakta
bir kırmızı gül dalı
iğilmiş üzerine
yatıyor oralarda
bir eski gömütlükte
yatıyor usta
bir kırmızı gül dalı
iğilmiş üzerine
okşar yanan alnını
bir kırmızı gül dalı
nâzım ustanın


gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
bir basın işçisiyim
elim yüzüm üstümbaşım gazete
geçsem de gölgesinden tankların tomsonların
şuramda bir çalıkuşu ötüyor
uy anam anam
haziranda ölmek zor!
 
Hasan Hüseyin Korkmazgil
 
YAPMA BEE DAYI!......

Çevrimdışı Syn(Tax)Error

  • Biz Bir Aileyiz
  • ****
  • İleti: 5.511
  • Cinsiyet: Bay
    • Hayat
Ynt: Hasan Hüseyin
« Yanıtla #2 : Mayıs 04, 2008, 09:34:48 »
yıllar var ki ter içinde
taşıdım ben bu yükü
bıraktım acının alkışlarına
3 haziran '63'ü


vayyy

Çevrimdışı cancıon

  • Biz Bir Aileyiz
  • ****
  • İleti: 393
  • Cinsiyet: Bay
Ynt: Hasan Hüseyin
« Yanıtla #3 : Mayıs 05, 2008, 23:58:37 »
 

 
 
Acıyı Bal Eyledik

Pir Sultan olur dirilir'

bak su bebelerin güzelliğine
kaşı destan
gözü destan
elleri kan içinde

kor olasın demiyorum
kor olma da
gör beni

damda birlikte yatmışız
öküzü hoşça tutmuşuz
koyun değil şu dağlarda
sanki kendimizi gütmüşüz
hor baktık mi karıncaya
kirdik mi kanadını serçenin
vurduk karacanın yavrulusunu
ya nasıl kıyarız insana

sen olmazsan öldürmek ne
çürümek ne zindanlarda
özlem ne ayrılık ne
yokluk ne yoksulluk ne
ilenmek ne dilenmek ne
ilenmek ne dilenmek ne
issiz güçsüz dolanmak ne
gün gün ile barışmalı
kardeş kardeş duruşmalı
koklaşmalı söyleşmeli
korka korka yasamak ne

kahrolasın demiyorum
kahrolma da
gör beni

kanadık toprak olduk
çekildik bayrak olduk
döküldük yaprak olduk
geldik bugüne

ekmeği bol eyledik
acıyı bal eyledik
sıratı yol eyledik
geldik bugüne

ekilir ekin geliriz
ezilir un geliriz
bir gider bin geliriz
beni vurmak kurtuluş mu

kor olasın demiyorum
kor olma da
gör beni
 
Hasan Hüseyin Korkmazgil
 
 
YAPMA BEE DAYI!......